Geri dön
339 Görüntülenme
4 Haber
824 İşletme görüntülenme
Baumit Türkiye, deprem
güvenliğinde ısı yalıtımının rolünü hatırlatıyor
Binalarda termal gerilimi azaltan ısı
yalıtımı depreme dayanıklılığı artırıyor
Isı yalıtımının yapı güvenliğindeki rolü, enerji verimliliğiyle
sınırlı kalmayıp deprem performansını doğrudan etkileyen kritik bir faktör
olarak öne çıkıyor. Isı yalıtımı bulunmayan yapılarda dış cepheler ve iç
yüzeyler yıl boyunca ciddi sıcaklık farklarına maruz kalıyor. Baumit Türkiye
Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, bu durumun yapılarda sürekli bir
genleşme–büzülme döngüsü yaratarak “termal gerilim” oluşturduğunu söylüyor. Söz
konusu döngülerin zamanla yapı elemanlarında mikro çatlaklara yol açtığını
belirten San, “Isı yalıtımı, sıcaklık farklarını dengeleyerek yapı kabuğunda
oluşan termal gerilmeleri sınırlandırır. Bu sayede betonarme elemanlar;
sıcaklık farklarına, donma–çözülme döngülerine ve termal gerilmelere karşı daha
dayanıklı hale gelir. Yapı kabuğunun bütünlüğünün korunması, binanın deprem
anında maruz kalacağı ek yapısal zorlanmaların da azalmasına katkı sağlar”
diyor.
Türkiye’nin deprem gerçeği, yapıları bütüncül performans üzerinden
ele almayı zorunlu kılıyor. Binaların zaman içinde maruz kaldığı çevresel
etkiler, sıcaklık farkları ve yapısal yıpranma, deprem anındaki davranışı
doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Isı yalıtımı ise bu bütüncül
yaklaşımın önemli bir parçası olarak yapıların dayanıklılığını ve performans
ömrünü destekleyen kritik unsurlar arasında öne çıkıyor. Baumit
Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, ısı yalıtımının
olası bir deprem anında yapı güvenliğine sağladığı katkılara dikkat çekiyor. Meltem
Bayraktar San, Isı yalıtımının, su yalıtımı kadar
doğrudan olmasa da betonarme taşıyıcı sistemi korozyona karşı koruyan “ikincil
bir koruma katmanı” işlevi gördüğünü vurguluyor.
Binanın maruz kaldığı tüm çevresel etkiler
depreme dayanıklılığı etkiliyor
Depreme dayanıklılığın yalnızca taşıyıcı sistemler üzerinden
değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar San, “Depreme
dayanıklı yapı kavramı, binanın kullanım ömrü boyunca maruz kaldığı tüm
çevresel ve fiziksel etkiler karşısındaki performansını kapsıyor. Isı yalıtımı
bulunmayan binalarda iç yüzeylerde yoğuşma oluşur. Bu yoğuşma, betonarme
elemanlar içinde sürekli nemli bir ortam meydana getirir. Sürekli nemli ortam
ise donatıların karbonatlaşma ve klor etkisiyle korozyona uğramasına neden
olur. Bu süreç zamanla donatı kesitinde kayıplara yol açar ve taşıyıcı sistemin
dayanımı azalır. Isı yalıtımı yok ise yoğuşma oluşur, buna bağlı olarak donatı
korozyonu gelişir. Böylece kesit kaybı meydana gelir ve taşıyıcı sistem
zayıflar” diye konuştu.
Isı yalıtımı olmayan yapıların dış yüzeylerde mikro çatlakların
oluşabildiğine değinen Bayraktar San, “Bu çatlaklar zamanla su ve
karbondioksit girişine yol açarak beton dayanımının düşmesine neden oluyor. Isı
yalıtımı ise sıcaklık farklarını azaltarak çatlak oluşumunu sınırlandırıyor,
betonun mekanik özelliklerini koruyor ve deprem mühendisliğinde kritik öneme
sahip olan ‘malzeme sürekliliğini’ sağlayarak yapıların deprem performansının
zaman içinde korunmasına katkı sunuyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’deki yapı stokunun yaklaşık yüzde
40’ı büyük risk altında”
Türkiye’deki yapı stokunun durumu dikkate alındığında, yapıların
uzun vadeli performansını korumanın hayati öneme sahip olduğunu belirten Bayraktar San,
şu ifadeleri kullandı: “Resmî verilere göre Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut
bulunuyor ve bunların önemli bir bölümünün afet riski açısından
değerlendirilmesi gerekiyor. Yapı stokunun yaklaşık yüzde 40’ının yenilenmesi
ya da güçlendirilmesi gerekliliği, mevcut yapıların korunmasını da öncelikli
hale getiriyor. Deprem güvenliği, zamanla korunması gereken bir yapı
özelliğidir. Isı yalıtımı, yoğuşma, sıcaklık gerilmeleri ve malzeme
yıpranmasını sınırlandırarak betonarme taşıyıcı sistemin zamanla zayıflamasını
önler ve yapıların deprem performansının sürdürülebilirliğine katkı sağlar”
şeklinde konuştu.
Isı yalıtımı olan binalarda taşıyıcı sistemin çok daha yavaş
yıprandığına vurgu yapan Bayraktar San, şunları söyledi: “Doğru
detaylandırılmış ve standartlara uygun uygulanan mantolama sistemleri, cephe
bütünlüğünü destekleyerek deprem sırasında parça kopması ve düşme gibi ikincil
riskleri azaltıyor. İZODER–İTÜ tarafından yapılan çalışmalar da ısı yalıtım
sistemlerinin doğru uygulandığında yapı statiğini bozmadığını, aksine cephe
bütünlüğüne katkı sunduğunu ortaya koyuyor. Baumit olarak biz de
geliştirdiğimiz ısı yalıtımı çözümlerimizle yapı ömrünü uzatmayı, taşıyıcı
sistemlerin zaman içindeki yıpranmasını azaltmayı ve depremlere karşı daha
güvenli ve dayanıklı yapıların oluşmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.”
Baumit Hakkında
100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Avusturya merkezli Schmid Industrie Holding’in en büyük şirketlerinden biri olan ve Avrupa’nın mantolama devi olarak anılan Baumit; 25 ülkede, 40’ın üzerinde üretim tesisi ile yıllık 6,5 milyon ton üretim kapasitesi ile hizmet vermektedir. Bugün ciro büyüklüğü 1 milyar euroyu aşmış olan Baumit, Türkiye'de 2007 yılında faaliyet göstermeye başlamıştır. Gebze'de bulunan Türkiye üretim tesisi 2008'de faaliyete geçmiştir.