Geri dön
1.189 Görüntülenme
155 Haber
1.307 İşletme görüntülenme
Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor
Tüm dünyada kanserle mücadelede erken tanı
ve korunma çalışmaları sürerken kolorektal kanserin görülme oranı artıyor.
ABD’de yayımlanan bir araştırma, kolon kanserinin 50 yaş altındaki kişilerde
kanser kaynaklı ölümlerde ilk sıraya yükseldiğini gösteriyor. Günümüzde 30 ve
40’lı yaşlarda kolorektal kanser vakalarını daha sık gördüklerini belirten
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi
Atalay, “Ne yazık ki vakalar artıyor ve birçok hasta bize geç evrede
başvuruyor. Kolon kanserinin genç yaşlarda daha sık görülmesinin nedeni tam
olarak bilinmese de kötü beslenme, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşam
ve obezite gibi alışkanlıkların risk faktörleri arasında yer aldığı
düşünülüyor” dedi.
Stresin kolon sağlığı üzerinde önemli etkileri olabildiğini
belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr.
Vafi Atalay, “Yoğun stres bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu hastalıklara
karşı daha savunmasız hale getirebiliyor. Aynı zamanda bağırsak düzenini
etkileyerek bağırsak florasında değişikliklere yol açabiliyor ve bu durum kolon
kanseri riskini artırabiliyor. Özellikle konserve ve tütsülenmiş gıdalar, aşırı
yağlı beslenme ve fazla kırmızı et tüketimi de bağırsak sağlığını olumsuz
etkileyebiliyor. Bu nedenle dengeli beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak,
düzenli hareket etmek ve stresi mümkün olduğunca azaltmak kolon kanserine karşı
alınabilecek önemli önlemler arasında yer alıyor” dedi.
Kolon kanserlerinin yüzde 90’ı poliplerden
gelişiyor
Günümüzde kolon kanseri taramaları için önerilen yaşın 50’den
40’a düştüğünün altını çizen Atalay, “Kolon kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı
poliplerden gelişiyor. Polipten kansere giden süreç genellikle 5 ila 10 yıl
sürebiliyor. Bu bizim için çok önemli bir bilgi. Çünkü birçok kanserde
hastalığın nasıl geliştiği net olarak bilinmezken kolon kanserinde süreç daha
öngörülebilir. Kolonoskopi ile erken dönemde yapılan taramalar ve poliplerin
temizlenmesi, kanser gelişimini önlemede önemli bir fırsat sunuyor” dedi.
Erken tanı ile kemoterapiye bile gerek
kalmayabilir
Kolon kanserinde erken dönemde genellikle belirti görülmediğini
vurgulayan Atalay, “Hastalar çoğunlukla karın ağrısı, şişkinlik, makattan
kanama, kilo kaybı ve kansızlık gibi şikâyetlerle bize başvuruyor. Ancak bu
belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğu zaman ilerlemiş oluyor. Oysa kolon
kanseri erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksek. Erken
dönemde yapılan cerrahi çoğu zaman yeterli oluyor hatta kemoterapi ya da
radyoterapi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyulmayabiliyor. Ayrıca hastalıktan
tamamen kurtulma ihtimali yüksek, tekrarlama riski de daha düşük seyrediyor”
dedi.
Mide ve pankreas kanserlerine göre tedavide
başarı oranı daha yüksek
Kolon kanserinde ameliyatın tedavide önemli bir rolü olduğunu
dile getiren Atalay, “Hastalık başka organlara yayılmış olsa bile bazı
hastalarda tümör cerrahi olarak çıkarılabiliyor ve bu sayede hastalıktan
tamamen kurtulma şansı artıyor. Bu durum mide, pankreas gibi kanserler için
geçerli değil. Bu vesileyle özellikle şunu vurgulamak isterim; kolon kanseri
tedavi edilebilir bir hastalık. Geç evrede bile cerrahi ile tamamen iyileşme
sağlanabilir, bu yüzden hastaların tedaviyi reddetmemesi çok kıymetli” şeklinde
konuştu.
