Geri dön
916 Görüntülenme
3 Haber
60 İşletme görüntülenme
Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü
başlatıyor:
“Doğru malzeme ayrımı yapılırsa
biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat”
Türkiye’de tek
kullanımlık plastiklerin çevresel etkilerini azaltmayı hedefleyen yeni
yönetmelik taslağı, sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi açısından önemli
bir dönüşümün önünü açıyor. Sıfır Atık yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan
düzenleme, plastik kullanımını azaltmayı hedeflerken, alternatif malzemelerin
önemini de yeniden gündeme taşıyor. Bu dönüşüm sürecinde plastik türleri
arasındaki ayrımın doğru yapılması kritik önem taşıyor.
Türkiye’nin
ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır
nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri
sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180
gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri
dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın
planlanan yeni plastik yönetmeliğinde biyobozunur plastiklerin diğer
plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sunar
Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu bu
durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı.
“Her plastik
aynı değildir”
Geleneksel
petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken,
oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem
üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca
ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne
kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta
temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180
gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve
yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin
düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik
konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler
ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat
çekiyor.
"Aynı sepete konması teknik bir hata"
Biyobozunur
malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’
olarak değerlendiren Çomu,
konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkilerin
azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki
profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı
teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı
tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu
alternatiflerden biridir.”
Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et
Avrupa
Birliği’nde yürürlüğe giren Packaging and Packaging Waste
Regulation ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede
tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere
göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle
organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler
ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu
yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi
hedefleri destekleniyor.
Biyobozunur
ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen EN 13432
standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda
uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması
gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya
geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve
sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli
üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
“Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği
destekliyoruz”
Türkiye,
nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli
bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP,
2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı
biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede
bulunan Mustafa
Nuri Çomu, “Biyoplastik,
plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe
uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle
çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de
destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi
hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı
zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda
daha güçlü bir konuma taşır” ifadelerini kullandı. Bu açıdan
bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve
stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor.
“Doğru regülasyon ile Türkiye lider konumda olabilir”
Planlanan
yeni yönetmelik, çevresel etkileri azaltma açısından önemli bir adım olsa da
malzemeler arasındaki
ayrım konusunda geliştirilmeye açık görünüyor. Özellikle petrol bazlı tek
kullanımlık plastiklerle, çevresel etkileri farklı olan biyoplastiklerin aynı
kapsamda değerlendirilmesi, sürdürülebilir alternatiflerin önünü kesme riski
taşır. Sunar NP, biyoplastiklerin GEKAP’tan ayrıştırılarak özel regülasyon ve
teşviklerle desteklenmesini öncelikli bir strateji olarak ortaya koyuyor. Bu
yaklaşım, çevresel sorumluluk ve ekonomik sürdürülebilirliği bir arada
sağlayarak Türkiye’nin küresel biyoplastik pazarındaki rekabet gücünü
artırıyor. Çomu
konuya ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı, “Türkiye’nin COP31 sürecinde çevre ve
sürdürülebilirlik alanında atacağı adımlar uluslararası ölçekte büyük önem
taşıyor. Biyoplastiklerin doğru şekilde tanımlandığı ve desteklendiği bir
düzenleme çerçevesi, ülkemizi bu alanda öncü konuma taşıyabilir. Bu sürecin,
tüm paydaşların katkısıyla birlikte şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Sektörde
öne çıkan görüş ise oldukça net; sorunun kendisi plastik değil, yanlış malzeme
tercihidir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklere kıyasla
daha temiz ve güçlü bir alternatif olarak görülürken, doğru malzemenin doğru
yerde kullanılması durumunda hem çevrenin korunabileceği hem de sanayinin
gelişebileceği vurgulanıyor.
Sunar Yatırım Hakkında
Yarım asrı aşkın köklü geçmişiyle tarım, gıda ve biyoendüstri alanında faaliyet gösteren Sunar Yatırım; mısır nişastası bazlı endüstriyel hammadde, bitkisel sıvı yağ, un, yem ve biyo-bozunur plastik üreterek 6 kıtada, 100’ün üzerinde ülkeye ulaştırıyor. 1400’den fazla çalışanı başta olmak üzere çiftçiler, tüketiciler, iş ortakları, yerel yönetimler ve diğer tüm paydaşlarıyla geniş bir değer zinciri kuran Sunar, Ar-Ge ve ileri teknolojilere yaptığı yatırımlarla tarıma dayalı ve çevre dostu sürdürülebilir üretime liderlik ediyor.