Geri dön
180 Görüntülenme
527 Haber
876 İşletme görüntülenme
Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur
Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar,
şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya
çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla
gündemden düşüyor. Oysa bilimsel veriler, sağlıklı beslenmenin tek bir besini
hedef almakla değil; dengeli ve sürdürülebilir bir modelle mümkün olduğunu
gösteriyor. Üstelik bu denge yalnızca kilo kontrolü için değil, kanser başta
olmak üzere birçok kronik hastalığın riskini azaltmada da kritik rol
oynuyor.
Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi
Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında
sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kanser riskine etkileri ve Akdeniz
diyetinin bu süreçteki rolü hakkında bilgi verdi.
Akdeniz diyeti
koruyucu etki gösteriyor
Araştırmalar sebze, meyve, zeytinyağı, tam
tahıl ve balık ağırlıklı beslenmenin, özellikle kolorektal kanser başta olmak
üzere birçok kanser türünde risk azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya
koymaktadır. Bu etkinin temelinde; antioksidanlardan zengin beslenme, düşük
inflamasyon ve bağırsak sağlığının korunması yer almaktadır. Yıllardır dünyanın
en sağlıklı beslenme modeli olarak kabul edilen Akdeniz diyeti, yalnızca kalp
sağlığını değil, kanser riskini de doğrudan etkileyen bir özelliğe sahiptir.
Akdeniz diyeti modeli, güçlü bilimsel kanıtlarla da etkisini göstermektedir.
Fakir
sofrasından modern tıbbın rehberine
Akdeniz diyeti, bir moda akımı değil;
tarihsel bir gerçekliğin ürünüdür. 2. Dünya Savaşı sonrası yoksulluk döneminde
şekillenen bu beslenme biçimi, 1950’lerde Amerikalı bilim insanı Ancel Keys
tarafından yapılan çalışmalarla bilim dünyasının dikkatini çekmiştir. “Yedi
Ülke Çalışması”, beslenme ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkiyi ortaya
koymuştur ve bugün hala referans alınan en önemli araştırmalardan biridir.
Kanserden
korunmada asıl mesele “bütüncül beslenme”
Kanser gelişiminde tek bir besin suçlu
değildir. Risk; uzun vadeli beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve metabolik
dengeyle ilişkilidir. Akdeniz diyeti işlenmiş gıdaları sınırlar, liften zengin
beslenmeyi destekler, sağlıklı yağları ön plana çıkarır ve anti-inflamatuvar
etki gösterir. Bu bütüncül yaklaşım, hücresel hasarı azaltarak kanser
gelişimini önleyici bir ortam oluşturur.
Tek suçlu gluten
olarak görülmemeli
Son yıllarda gluten, kanser dahil birçok
hastalığın nedeni gibi gösterilmektedir. Oysa bilimsel veriler bu yaklaşımı
desteklememektedir. Toplumun yalnızca küçük bir kısmında görülen çölyak
hastalığı dışında, glutenin genel popülasyon için doğrudan bir kanser riski
oluşturduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Asıl problem çoğu zaman
gluten değil; işlenmiş, rafine ve düşük lifli besinlerin fazla tüketimidir.
Glutensiz ürünler çoğu zaman daha az lif
içerir ve besin değeri açısından zayıf olabilir. Oysa tam tahıllar; bağırsak
sağlığını destekleyen ve özellikle kolorektal kanser riskini azaltan önemli
bileşenlerdir. Bu nedenle beslenmede hedef, belirli bir bileşeni tamamen
çıkarmak değil; sağlıklı dengeyi kurmaktır.
Beslenme
planınızda sebze, tam tahıl ve zeytinyağı var mı?
Akdeniz diyeti yasaklar üzerine değil, denge
üzerine kuruludur. Rafine yerine doğal olanı, aşırılık yerine ölçülülüğü
savunur. Kanserden korunmada da en kritik nokta, kısa süreli radikal
değişiklikler değil, sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklardır. Kanserden
korunma, tek bir besini hayatımızdan çıkarmakla değil; doğru beslenme modelini
istikrarlı şekilde sürdürmekle mümkündür. Bu nedenle sofraya bakarken yalnızca
“neyi çıkardığımıza” değil, “neyi eklediğimize” odaklanmak gerekir. Sebze var
mı? Tam tahıl var mı? Zeytinyağı var mı? Bu kontrolleri yapmamız gerekir.
Sağlık çoğu zaman radikal değişimlerde değil, doğru dengeyi sürdürebilmekte
gizlidir.
