Geri dön
400 Görüntülenme
2 Haber
101 İşletme görüntülenme
“ONU YEMEDEN DOYMUYORUM”
DİYENLER!
KIRMIZI ET YEMEDEN ÖNCE
BU 3 SORUYU MUTLAKA SORUN
HER GÜN ET YİYENLER
DİKKAT!
HÜCRELERİN DOSTU MU,
HASTALIK TETİKLEYİCİSİ Mİ?
Kırmızı et pek çok kişi için sofranın ve
öğünün vazgeçilmezi arasında yer alıyor. Yüksek protein, demir ve B12 içeriği
nedeniyle kırmızı et şimdiye dek hep sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak
görüldü. Ancak son yıllarda artan bilimsel çalışmalar kırmızı et ile ilgili
ezberleri bozabilir. Kırmızı etin faydasını görmenin de, olası zararlı
etkileriyle de karşılaşmanın mümkün olduğunu söyleyen Acıbadem
Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban “Kırmızı ve özellikle
işlenmiş etlerin yüksek tüketimi; kalp hastalıkları, bazı kanser türleri
(özellikle kolorektal kanser), diyabet ve erken ölüm riski ile
ilişkilendiriliyor” uyarısında bulunuyor. Peki sofranızdaki kırmızı et zararlı
mı, değil mi? Zehra
Elban, bunu öğrenmek için kendinize sormanız gereken 3 önemli
soruyu hatırlatıyor.
PROTEİNDEN,
DEMİRDEN ZENGİN AMA…
Kırmızı et denildiğinde ilk akla gelen
yüksek protein ve demir içeriğine sahip olduğu. B12 vitamini, çinko, selenyum
gibi insan bedeninin sağlıklı işleyişini sürdürebilmesi için zenginlikleri de
içeriğinde barındırıyor. Tüm bu özellikleriyle kırmızı et süper gıda gibi
görünse de yanlış seçilen kırmızı et zararlı olabilir.
HÜCRELERİ
BESLEYEN TEK VE BİRİCİK MADDE DEĞİL!
Kırmızı etin “besleyicilik” algısının
tamamen temelsiz olmadığını ifade eden Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı
Zehra Elban, “Yüksek kaliteli protein içeriği sayesinde kas
kütlesinin korunması ve artışı üzerinde güçlü bir etkisi var. Aynı zamanda B12
vitamini açısından zengin olması, hücre yenilenmesi ve özellikle kırmızı kan
hücrelerinin üretimi için önemli bir avantaj sağlıyor. Yüksek demir içeriği ise
oksijenin dokulara taşınmasında kritik rol oynuyor; bu da enerji düzeyi ve
genel metabolik fonksiyonlar açısından doğrudan belirleyici. Nitekim yaklaşık
85 gramlık bir porsiyon kırmızı et, günlük protein ve B12 ihtiyacının yüksek
bir kısmını karşılayabiliyor. Bu yönüyle bakıldığında kırmızı etin gerçekten
“hücreleri besleyen” bir tarafı olduğu açık” diyor.
Bu noktada önemli bir detayı belirten Elban,
bu besin öğelerinin yalnızca kırmızı ete özgü olmadığını, bazı kümes
hayvanları, balık, yumurta, çiğ kuruyemişler ve dengeli bir bitkisel beslenme
modeliyle de karşılanabildiğini ifade ediyor.
KIRMIZI ETTEKİ
O MADDE KORUYUCU DA OLABİLİR, ZARARLI DA!
Kırmızı etin içerdiği “hem demir”in bir
yandan demir eksikliği anemisine yönelik koruyucu bir besin. Ancak aynı
maddenin oksidatif stresi tetikleyebileceği de belirtiliyor. Özellikle işlenmiş
etlerin yüksek tüketiminin kalp hastalıkları, bazı kanser türleri (özellikle
kolorektal kanser), diyabet ve erken ölüm riski ile ilişkilendirildiğini
belirten Zehra
Elban, “Bu risk, işlenmiş etlerde çok daha belirgin görünüyor.
Bunun altında yatan mekanizmalardan biri, kırmızı ette bulunan hem demir
maddesinin çok yüksek miktarda tüketilmesi halinde oksidatif stres süreçlerini
tetikleyebilmesi. Oksidatif stres ve düşük düzeyli kronik inflamasyon, birçok
kronik hastalığın başlangıç basamağı olarak kabul ediliyor. Buna ek olarak bazı
et türlerinin yüksek doymuş yağ içeriği, kolesterol seviyelerini yükselterek
kardiyovasküler riskleri artırabiliyor” diyor.
KIRMIZI ET
TÜKETMEDEN ÖNCE MUTLAKA SORUN
Beslenme ve
Diyet Uzmanı Zehra Elban kırmızı
etin zararlı mı faydalı mı olacağını öğrenmek için sorulması gereken 3 önemli
soruyu sıralıyor.
1.
Kırmızı eti ne kadar
tüketiyorsunuz?
Kırmızı et tüketiminde miktar, sağlık
üzerindeki etkilerin belirlenmesinde en kritik faktörlerden biri. Dünya Sağlık
Örgütü ve birçok uluslararası beslenme rehberi, kırmızı et tüketiminin haftalık
toplamda 300–500 gramı aşmamasını öneriyor. Bunun üzerindeki tüketim, özellikle
işlenmiş etlerle birlikte olduğunda, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanser
türleriyle ilişkilendiriliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban
kırmızı etin yüksek miktarda ve kontrolsüz tüketiminin oluşturduğu riskin
altını çiziyor.
1.
Kırmızı eti hangi sıklıkta
tüketiyorsunuz?
Tüketim sıklığı da en az miktar kadar
belirleyici. Günlük kırmızı et tüketimi yerine haftaya yayılan ve aralıklı
tüketim, metabolik yükün dengelenmesine yardımcı oluyor. Beslenme ve
Diyet Uzmanı Zehra Elban haftada 2–3 porsiyon kırmızı et
tüketiminin dengeli bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. Daha sık tüketim vücutta
doymuş yağ alımını artırarak kolesterol seviyelerini etkileyebilir ve uzun
vadede kardiyovasküler riskleri yükseltebilir. Kırmızı eti ana öğün yerine daha
çok “tamamlayıcı” bir besin olarak konumlandırmak önemli bir strateji
olabilir.
1.
Tüketeceğiniz kırmızı et işlenmiş
mi?
Kırmızı etin sağlık üzerindeki etkisini
belirleyen en önemli faktörlerden biri de etin işlenmiş olup olmaması diyen Zehra Elban,
“Salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünleri; koruyucu maddeler, yüksek tuz
ve bazı kimyasal bileşenler içerdiği için sağlık açısından daha yüksek risk
taşır. Dünya Sağlık Örgütü, işlenmiş etleri “kanserojen” sınıfında
değerlendirerek özellikle kolorektal kanser ile ilişkisine dikkat çekmektedir.
Buna karşılık taze, işlenmemiş kırmızı etin kontrollü tüketimi çok daha düşük
risklidir” ifadelerini kullanıyor.
Bu noktada dengenin en önemli belirleyici
olduğunun altını çizen Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban,
“Kırmızı et doğru miktar ve doğru beslenme bağlamı içinde yer aldığında fayda
sağlayabilir. Aynı zamanda antioksidanlardan zengin sebze ve meyvelerle
birlikte tüketmek, “hem demir”in olası oksidatif etkilerini dengelemeye
yardımcı olabilir. Bağırsak mikrobiyotasını destekleyen liften zengin bir
beslenme modeli de bu denklemin önemli bir parçası” diyor.