Geri dön
899 Görüntülenme
5 Haber
238 İşletme görüntülenme
Erken yakalandığında görme kaybı
korunabiliyor, hatta…
Sigara içenlerde
risk yaklaşık 2 kat artıyor!
Hastalık yüzleri tanımayı zorlaştırıyor!
Gözlerde sarı nokta hastalığına dikkat!
BU HASTALIK
SİNSİCE GÖRME KAYBINA NEDEN OLUYOR!
Özellikle ileri yaştaki kişilerde görme kaybının en önemli nedenleri arasında gösterilen sarı nokta hastalığı dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. 2020 yılında yaklaşık 196 milyon kişi sarı nokta hastalığıyla mücadele ederken, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bu sayının 2040 yılında 288 milyona çıkması bekleniyor. Ülkemizde de benzer şekilde yaşlanan nüfus nedeniyle sarı nokta hastalığının sıklığı giderek artıyor. Tıp literatüründe "Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu" olarak adlandırılan hastalık, gözün retina tabakasında bulunan ve merkezi görmeyi sağlayan makula bölgesinin zamanla hasar görmesi sonucu gelişiyor. Hastalık ilerledikçe okuma, araç kullanma, yüz tanıma ve ayrıntıları seçme gibi durumlarda ciddi zorluklar ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, son yıllarda geliştirilen yeni tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada görme düzeyinin korunabildiğini, hatta bazı tablolarda görme kalitesinde belirli ölçüde iyileşme sağlanabildiğini belirterek, “Erken teşhis, sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak ve görmeyi korumak için çok önemlidir. Başlangıç evrelerinde hastalık genellikle belirti vermediği için rutin göz muayeneleriyle erken teşhis edilirse yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli tedavilerle önlemler alınabilmektedir. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerinde olan ve ailesinde sarı nokta hastalığı bulunan kişilerin, herhangi bir şikâyetleri olmasa bile düzenli göz kontrollerini ihmal etmemeleri son derece önemlidir” diyor.
Günlük yaşamı önemli ölçüde etkiliyor
Sarı nokta hastalığı, gözün arka kısmında bulunan retina
tabakasının merkezindeki makula
bölgesini
etkileyen ve özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde görülen ilerleyici bir
hastalık. Sarı nokta denmesinin sebebi ise bu bölgede yüksek ışık maruziyetine
karşı korunma sağlanması amacıyla bolca lutein ve zeaksantin adlı sarı renkli
pigmentler oluşması. Makula; okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma
ve ince ayrıntıları seçme gibi merkezi görme işlevlerinden sorumlu oluyor. Bu
bölgenin zarar görmesi sonucunda merkezi görmede bulanıklık, şekillerde bozulma
veya görme kaybı ortaya çıkabiliyor. Belirtiler önce tek gözde
oluşabilirken hastalık ilerleyip her iki gözü de tuttuğunda günlük yaşam önemli
şekilde etkileniyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görme kaybının
belirginleşmesi nedeniyle hastalarda önemli sorunlar yaşandığına vurgu yapan Prof.
Dr. Özlem Şahin, “Bu tabloda hastalar okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri
tanıma ve düz çizgileri görme gibi durumlarda güçlük çekmektedir. Hastalık
ileri evrede körlüğe varmasa da güvenli yürüyüşü zorlaştırmakta ve düşme
riskini artırmaktadır. Ayrıca görme kaybının yarattığı sosyal izolasyon,
depresyon ve bağımsız aktivitelerde azalma (yemek yapma, televizyon izleme vb.)
yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilmektedir” diye konuşuyor.
Görme yetisinde hızla azalma yaşanabiliyor
Sarı nokta hastalığı temel olarak kuru tip ve yaş tip olmak
üzere iki ana gruba ayrılıyor. Hastaların büyük çoğunluğunda kuru tip
geliştiğini anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, “Kuru tipte
retina altında zamanla biriken ve drusen adı verilen birikintiler ile buna
eşlik eden hücre kaybı sonucunda görme yetisi yavaşça azalmaktadır. İleri
evrelerinde de coğrafik atrofi olarak adlandırılan ve retina hücrelerinde
belirgin kayıp ve bunun sonucunda görme kalitesinde azalmayla seyreden tablo
gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. “Yaş tip ise daha az görülmesine rağmen
görme kaybından en sık sorumlu olan formudur” diyen Prof. Dr. Özlem Şahin, şu
bilgileri veriyor: “Bu tipte retina altında anormal ve kırılgan yeni
damarlar gelişmektedir. Bu damarlar sıvı veya kan sızdırarak makulanın yapısını
bozabilmekte ve görmede haftalar, hatta günler içinde belirgin azalmaya neden
olabilmektedir. Erken tanı ve zamanında tedavi, yaş tip sarı nokta hastalığında
görmenin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.”
Sigara kullanımı riski yaklaşık 2 kat artırıyor!
İlerleyen yaş sarı nokta hastalığının en önemli risk faktörünü
oluşturuyor. Görülme sıklığı özellikle 55 yaşından sonra belirgin olarak
artıyor. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve
kardiyovasküler hastalıklar sarı nokta hastalığının gelişme riskini anlamlı
ölçüde artıran risk faktörleri arasında yer alıyor. Güncel çalışmalar
sigara kullanımının riski yaklaşık iki kat artırdığını gösteriyor. Ayrıca aile
öyküsü ve bazı genetik varyasyonların da önemli risk faktörleri olarak kabul
edildiğini aktaran Prof. Dr. Özlem Şahin, “Obezite, fiziksel
hareketsizlik, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve düşük antioksidan alımı
gibi faktörlerin de katkıda bulunabileceği düşünülmekle birlikte bunların
etkileri konusunda literatürde daha değişken sonuçlar bulunmaktadır”
diyor.
Bu sorunları göz ardı etmeyin
Sarı nokta hastalığı erken evrede genellikle belirti vermiyor
veya belirtiler çok hafif seyrediyor. Bu nedenle hastalar sorunlarının
yaşlılığa bağlı olduğunu düşünüyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görmede
bozulma başladığına işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin,
aşağıda yer alan belirtilerden birinin ortaya çıkması halinde zaman kaybetmeden
göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.
Tedaviden başarılı sonuçlar elde ediliyor
Sarı nokta hastalığının tanı sürecinde detaylı göz muayenesinin yanı sıra
retina görüntüleme yöntemleri ve optik koherens tomografi gibi gelişmiş
teknolojilerden faydalanılıyor. Bu sayede retina tabakasındaki değişiklikler
ayrıntılı şekilde incelenebiliyor. Tedavinin temel hedefi ise mevcut görmeyi
korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.
Dr. Özlem Şahin, hastalığın tipi ve evresinin uygulanacak tedaviyi
belirlediğini anlatarak, “Kuru tip sarı nokta hastalığında vitamin ve mineral
takviyeleri uygun hastalarda hastalığın ilerleme riskini yaklaşık yüzde 25
oranında azaltmaktadır. Ayrıca yeşil yapraklı sebzelerden zengin beslenme,
omega-3 yağ asitlerinin tüketimi, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol
kontrolü ile sigaranın bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri de önem
taşımaktadır” diyor. Son yıllarda ileri evre kuru tip hastaları için göz içi
iğne tedavisinin de geliştirildiğini belirten Prof. Dr. Özlem
Şahin, belirli aralıklarla göze uygulanan
bu yöntemin hastalığın retina üzerindeki hasarının ilerleme hızını yavaşlatmaya
yardımcı olabildiğini söylüyor.
Görme düzeyleri korunabiliyor, hatta...
Yaş tip sarı nokta hastalığının tedavisinde ise göz içine
enjeksiyonla uygulanan ilaçlar önemli bir yer tutuyor. Bu tedaviyle, retina
altındaki anormal damar oluşumunun ve sıvı sızıntısının kontrol altına alınması
hedefleniyor. Enjeksiyon tedavisi sayesinde hastaların görme düzeyleri
korunabiliyor, hatta bazı hastalarda görme yeteneğinde iyileşme sağlanabiliyor.
Prof. Dr. Özlem Şahin, “Son zamanlarda bu iğne tedavilerinin sıklığının
azalmasında önemli gelişmeler yaşanmakla beraber, yılda 10-12’ye varan iğne
sayıları görme keskinliğinin korunmasında önemli rol oynamaktadır” diye
konuşuyor.
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları koruyucu rol oynuyor
Genetik kökeni ağır bastığından sarı nokta hastalığını önlemek her zaman mümkün olmasa da riski azaltmaya ve ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabilecek bazı önlemler bulunuyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, bu önlemleri şöyle sıralıyor: “Özellikle sigara kullanmamak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak ve kardiyovasküler risk faktörlerini kontrol altında tutmak önem taşımaktadır. Ayrıca dengeli beslenme (yeşil yapraklı sebzeler, balıkta bulunan omega-3 yağları), kan basıncı/şeker/kolesterol kontrolü gibi sağlıklı yaşam tarzı faktörleri hastalığın gelişimini yavaşlatmaktadır. Uzun süreli güneş ışığına maruziyeti azaltmak için güneş gözlüğü kullanmak da retina sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır.”