Geri dön
903 Görüntülenme
528 Haber
884 İşletme görüntülenme
Bağırsak Florasında Bozulma Kolon Kanseri Riskini Genç Yaşlara Taşıyor
Kolon ve
rektum kanserleri, yani kolorektal kanserler, uzun yıllar daha çok ileri yaş
hastalığı olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda bu kanserlerin genç
yetişkinlerde daha sık görülmesi dikkat çekiyor. Güncel araştırmalar, bazı
bağırsak bakterilerinin ürettiği “kolibaktin” adlı toksinin, özellikle genç
yaşta görülen kolorektal kanserlerde DNA hasarıyla ilişkili izler
bırakabileceğini gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Gastroenteroloji
Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, kolorektal kanserlerde erken tanının
önemine dikkat çekerek endoskopik tedavi yöntemlerinden biri olan ESD ile
ilgili bilgi verdi.
Bu belirtileri göz ardı etmeyin!
Özellikle
genç yetişkinlerde makattan kanama çoğu zaman hemoroid olarak
değerlendirilmekte, dışkılama düzenindeki değişiklikler ise stres ya da
beslenme düzensizliğiyle ilişkilendirilebilmektedir. Oysa genç yaşta olmak,
kolorektal kanser riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Son
yıllarda 45 yaş altındaki yetişkinlerde özellikle rektal kanserle ilgili
artışlar dikkat çekmektedir. Bu nedenle makattan kanama ya da dışkılama
alışkanlığındaki değişiklikler “basit bir sorun” olarak görülmemeli; dışkıda
kan, açıklanamayan kansızlık, kilo kaybı, yeni başlayan kabızlık veya ishal
gibi bulgular da ciddiye alınmalıdır.
Risk faktörleri yalnızca genetik değil
Kolorektal
kanserlerde genetik yatkınlık önemli bir faktör olsa da hastalık yalnızca
genetik nedenlerle açıklanmamaktadır. Aşırı kilo, hareketsiz yaşam, sigara ve
alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, ultra işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi
ve bağırsak florasını etkileyen çevresel faktörler de risk üzerinde etkili
olabilmektedir. Gereksiz antibiyotik kullanımı da bağırsak mikrobiyotasında
dengesizliğe yol açarak sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkileyebilir.
Bağırsak florasıyla ilgili son araştırmalarda kolibaktin adlı toksinin öne
çıkması, sindirim sistemi sağlığının korunmasının önemini bir kez daha
göstermektedir.
Belirti beklemeden tarama yaptırın
Kolorektal
kanserde erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli
faktörlerden biridir. Bu nedenle hiçbir şikayet olmasa bile özellikle 45
yaşından sonra kolonoskopi taraması yapılması önerilmektedir. Ailesinde kolon
ya da rektum kanseri öyküsü olanlar veya alarm belirtileri yaşayan kişilerde
ise tarama yaşı hekim tarafından daha erken planlanabilir. Kolonoskopi yalnızca
kanseri erken yakalamak için değil, kanser gelişmeden önce riskli polipleri
saptayıp çıkarmak için de önemli bir yöntemdir. Böylece bazı vakalarda kanser
gelişimi başlamadan önlenebilir.
Erken evrede kesi olmadan tedavi mümkün
Kolorektal
kanser ya da sindirim sistemindeki bazı riskli lezyonlar erken evrede
yakalandığında, her zaman büyük bir ameliyat gerekmemektedir. Endoskopik
Submukozal Diseksiyon yani ESD, uygun hastalarda tümörlü ya da kanserleşme
riski taşıyan dokunun herhangi bir kesi yapılmadan endoskopik olarak
çıkarılmasını sağlar.
ESD
işleminde ağızdan ya da makattan girilen ince bir endoskop kullanılır. Karında
kesi açılmaz. Yalnızca hastalıklı alan hedeflenir, sağlıklı organ dokusu mümkün
olduğunca korunur. Hastalıklı doku milimetrik hassasiyetle çevresinden ayrılır
ve tek parça halinde çıkarılır.
Hasta konforu ve organ koruyucu tedavi ön planda
ESD işlemi sonrası süreç hastalar açısından genellikle daha konforludur. Çoğu hasta aynı gün ya da kısa süreli takip sonrasında taburcu edilebilir. Günlük yaşama ve işe dönüş süresi klasik cerrahiye göre daha kısa olabilir. Özellikle kalın bağırsak ve rektum lezyonlarında organ koruyucu yaklaşımlar yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır. Ancak ESD her hastaya uygulanabilen bir yöntem değildir. Bu tedavinin başarısı doğru hasta seçimine, lezyonun erken evrede saptanmasına ve işlemi gerçekleştiren ekibin deneyimine bağlıdır.
