Geri dön
524 Görüntülenme
155 Haber
1.307 İşletme görüntülenme
Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar
çıkabiliyor
Çocukluk çağının en yaygın enfeksiyon
hastalıkları arasında yer alan idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi
edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle önem taşıyor.
Görülme sıklığının yaşa, cinsiyete ve erkek çocuklarda sünnet durumuna göre
değişiklik gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk
Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan
Bıyıklı, “Bu hastalık, ateş şikâyetiyle sağlık kuruluşuna başvuran 2 yaş
altındaki çocuklarda yüzde 1 ila 16 oranında tespit ediliyor. Daha büyük
çocuklarda ise bu oran yaklaşık yüzde 8’e ulaşıyor. Kız çocuklarının erkek
çocuklarına göre 2 ila 4 kat daha fazla risk altında olması, erken tanı ve
tedavinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor” dedi.
Çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, erken dönemde
fark edilip tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına zemin
hazırlayabiliyor. Özellikle böbreklere ulaşan enfeksiyonların kalıcı hasara
neden olabileceğini ve ilerleyen yıllarda hipertansiyon ile böbrek yetersizliği
riskini artırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk
Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan
Bıyıklı, “İdrar yolu enfeksiyonları bebeklerde ve küçük çocuklarda her zaman
belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Ateş, idrar yaparken yanma, sık
idrara çıkma ve idrarın renginde değişiklik gibi şikâyetlerin yanı sıra kusma,
iştahsızlık ve karın ağrısı da enfeksiyonun habercisi olabilir. Bu nedenle
nedeni açıklanamayan yakınmalarda idrar tahlili ve kültürüyle değerlendirme
yapılması büyük önem taşıyor” dedi.
Her 10 çocuğun 3’ünde idrar reflüsü
görülüyor
İdrar yolu enfeksiyonlarının, mikroorganizmaların idrar
yollarına ulaşarak çoğalması sonucu geliştiğini açıklayan Bıyıklı, “Mikroplar
genellikle idrar çıkış bölgesinden vücuda girerek mesaneye ve böbreklere kadar
ilerleyebiliyor. Genital bölge hijyenine dikkat edilmemesi, yenidoğanlarda
bezin uzun süre değiştirilmemesi, pişik, ishal ve parazitler hastalığın ortaya
çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Kız çocuklarında idrar kanalının kısa olması
riski artırırken, erkek çocuklarda sünnet derisi veya penis ucundaki darlıklar
idrar akışını zorlaştırabiliyor. Üriner sistemdeki anatomik ya da nörolojik
bozukluklar, taş oluşumu ve vezikoüreteral reflü de önemli risk faktörleri
arasında yer alıyor. Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçması olarak
tanımlanan vezikoüreteral reflü, idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların
yaklaşık yüzde 30’unda görülüyor” dedi.
Kız çocuklarında tekrarlama riski yüzde 60’a
ulaşabiliyor
İdrar yolu enfeksiyonlarının çocuklarda tekrarlama eğiliminde
olduğunu paylaşan Bıyıklı, “İlk enfeksiyonun ardından erkek çocuklarda yüzde 20
ila 30, kız çocuklarında ise yüzde 40 ila 60 oranında tekrar görülebiliyor. Bu
nedenle idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların altta yatan nedenler
açısından mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çocukların yaklaşık yarısında
idrar yollarına ilişkin yapısal sorunlar bulunabiliyor. Kaçak, darlık veya taş
gibi problemler enfeksiyonların tekrarlamasına yol açarken, mesane ve bağırsak
fonksiyon bozuklukları da tedavi başarısını olumsuz etkileyebiliyor.
Enfeksiyonun böbreklerde hasar bırakması durumunda ise böbrek gelişiminde
sorunlar, yüksek tansiyon ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık problemleri
ortaya çıkabiliyor. Ayrıca kız çocuklarında çocukluk çağında geçirilen
enfeksiyonlar ilerleyen yıllarda, özellikle adet dönemleri ve gebelikte yeniden
görülebiliyor hatta gebelik zehirlenmesi riskini de artırabiliyor” dedi.
İdrar tahlili tek başına yeterli
olmayabilir
İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda yalnızca idrar tahlili
ve kültürüyle yetinilmemesi gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, “Özellikle altta
yatan anatomik sorunların ve olası böbrek hasarının araştırılması kritik. Bu
amaçla böbrek ve mesane ultrasonografisi temel değerlendirmeler arasında yer
alırken, bazı çocuklarda böbrek sintigrafisi yapılabiliyor. Hatta böbrek hasarı
riski, aile öyküsü ve klinik bulgulara göre işeme sistografisi gibi ileri
görüntüleme yöntemlerine de başvurulabiliyor. Gerektiğinde MR ürografi,
bilgisayarlı tomografi, MAG3 ve ürodinami gibi ileri tetkikler de
kullanılabiliyor. Tedavide ise uygun antibiyotiğin doğru doz ve sürede
kullanılması çok kıymetli. Bazı çocuklarda ağızdan tedavi yeterli olurken,
gerekli durumlarda enjeksiyon tedavisi ihtiyacı da doğabilir” dedi.
Genital bölgede ıslak mendil kullanımından
kaçınılmalı
İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmada günlük alışkanlıkların önemli rol oynadığını belirten Bıyıklı, “Çocukların yeterli miktarda su tüketmesi ve kabızlık sorununun kontrol altına alınması enfeksiyon riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Bez kullanan çocuklarda bezlerin sık değiştirilmesi ve mümkün olduğunca uzun süre bez kullanımından kaçınılması gerekiyor. Kız çocuklarında genital bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi, erkek çocuklarda ise penis çevresinin dikkatli şekilde yıkanması önemli. Ayrıca bu bölgelerin temizliğinde yalnızca su kullanılmasının yeterli olduğu bilinmeli. Özel bakım ürünleri ve ıslak mendiller genital bölgenin doğal yapısını bozabilir. Ek olarak uzun süre köpüklü banyolardan kaçınılması, pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesi, iç çamaşırların günlük değiştirilmesi ve idrarın uzun süre tutulmaması da dikkat edilmesi gereken noktalar arasında” uyarısında bulundu.
