Geri dön
222 Görüntülenme
3 Haber
114 İşletme görüntülenme
Tıptaki Tüm Gelişmelere Rağmen Ömrümüzü Kısaltan 3 Cephe
Ömrümüzü Kısaltan Yaşam Alışkanlıkları
Bir sonraki neslin ömrü kısalıyor mu?
Modern yaşam ömrümüzden mi çalıyor?
Uzun Yaşamın Önündeki Yeni Engel: Modern Yaşam Tarzı
Tıp
alanındaki tüm gelişmelere rağmen yaşam süresindeki artış beklenenden çok daha
yavaş. Elimizdeki tüm tıp teknolojisine rağmen bu nasıl mümkün oluyor? Dünyanın
saygın bilim dergilerinden PNAS'ta yayımlanan çalışma, özellikle
1970 sonrası doğan kuşaklarda ölüm hızlarının önceki nesillere göre daha yüksek
seyrettiğini gösteriyor. Bu tablonun arkasında yalnızca hastalıkların değil,
modern yaşam alışkanlıklarının da bulunduğunu belirten Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,
"Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük risk, tıbbın yetersizliği değil;
yaşam biçimimizin sağlığımızın önüne geçmiş olmasıdır. Çocuklarımızın bizden
daha uzun ve daha sağlıklı yaşaması hâlâ mümkün, ancak bunun için bugünden
harekete geçmeliyiz" uyarısında bulunuyor.
BİR SONRAKİ NESLİN ÖMRÜ GİTGİDE KISALIYOR MU?
Dünyanın
saygın bilim dergilerinden PNAS'ta Mart 2026'da yayımlanan
kapsamlı bir araştırma, yaşam beklentisindeki artışın son yıllarda belirgin
biçimde yavaşladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, 1970 sonrası doğan
kuşaklar aynı yaşlardaki önceki nesillere kıyasla daha yüksek ölüm oranlarıyla
karşı karşıya. Çalışmada, ABD'de ortalama yaşam beklentisinin 2010-2019 yılları
arasında yalnızca 0,26 yıl arttığı, buna karşın önceki dönemlerde her on yılda
ortalama 1,78 yıllık artış sağlandığı belirtildi.
ÇOCUKLARIMIZIN BİZDEN DAHA UZUN YAŞAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORDUK
AMA…
Tıp
alanında yaşanan önemli gelişmelere rağmen yaşam süresindeki kazanımların
giderek azaldığına işaret eden çalışmayı değerlendiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, hekimlik
mesleğine başladığı günden bu yana tıp ilerledikçe insan ömrünün de uzayacağına
inandığını belirterek, "Çocuklarımızın bizden, bizim de anne
babalarımızdan daha uzun yaşayacağını neredeyse değişmez bir gerçek olarak
görüyorduk. Ancak bugün ilk kez, bu beklentinin düşündüğümüz kadar güçlü
olmayabileceğini gösteren bilimsel verilerle karşı karşıyayız"
diyor.
ÖMRÜMÜZÜ KISALTAN YAŞAM ALIŞKANLIKLARIMIZ VAR
Peki
tıptaki tüm gelişmelere rağmen neden bir sonra gelen neslin ömrü kısalma
eğiliminde? Dr. Erkan Sarıyıldız'a göre yanıtın
önemli bir kısmı hastanelerde değil, günlük yaşam alışkanlıklarımızda saklı.
Beslenme biçimimizden fiziksel aktivite düzeyimize, uyku düzenimizden kronik
strese ve sosyal yaşamımıza kadar pek çok faktör, yaşam süremizi sandığımızdan
çok daha fazla etkiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Erkan Sarıyıldız yaşam
beklentisindeki bu yavaşlamanın üç temel alanda yoğunlaştığına dikkat
çekiyor.
İşte
tıptaki tüm gelişmelere rağmen ömrümüzü kısaltan 3 cephe!
• Kalp ve damar hastalıkları yeniden yükseliyor
Onlarca yıl boyunca düşüş gösteren kalp krizi ve damar tıkanıklığına bağlı ölüm
oranları son yıllarda duraklasa da bazı yaş gruplarında yeniden artış eğilimine
girdi. Dr. Erkan Sarıyıldız’a göre bunun
en önemli nedenleri; obezite, tip 2 diyabet ve metabolik hastalıkların giderek
daha genç yaşlarda görülmeye başlaması. Bir dönem daha çok ileri yaşlarda
karşılaşılan bu hastalıklar, artık 40'lı yaşlarda da sıkça görülüyor.
• Kolon kanseri daha genç yaşlarda görülmeye başladı
Araştırma kapsamında özellikle beslenme alışkanlıkları ve obeziteyle
yakından ilişkili olan kalın bağırsak (kolon) kanserindeki artış dikkat
çekiyor. Geçmişte daha ileri yaşlarda görülen bu kanser türü, bugün 30'lu ve
40'lı yaşlardaki bireylerde de giderek daha sık tanı alıyor.
• “Umutsuzluk ölümleri” yaşam süresini kısaltan önemli
etkenlerden biri
Bilim insanlarının "umutsuzluk ölümleri" olarak tanımladığı;
madde ve ilaç aşırı dozları, intiharlar, cinayetler ve trafik kazaları da yaşam
beklentisini olumsuz etkileyen önemli nedenler arasında yer alıyor. Özellikle
kadınlarda intihar oranlarının son yıllarda hemen her yaş grubunda artış
göstermesi, sorunun yalnızca fiziksel sağlıkla değil, ruh sağlığı ve toplumsal
koşullarla da yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
SAĞLIK BİR BİRİKİM HESABI GİBİ
Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan
Sarıyıldız tüm bu nedenleri birbirinden ayrı düşünmemek gerektiğine
dikkat çekiyor. “Kötü beslenme obeziteye, obezite kalbin yorulmasına yol açar;
kronik stres ikisini birden ağırlaştırır” diyen Dr. Erkan
Sarıyıldız bedenimizin sağlığını bir birikim hesabına
benzetiyor.
Genç
kuşakların bu birikim hesabını çok erken yaşta harcamaya başladığı uyarısında
bulunan Dr. Erkan Sarıyıldız, “Üstelik bu
yük herkese eşit dağılmıyor. Eğitim ve gelir düzeyi düştükçe kayıp büyüyor;
bazı toplumlarda üniversite mezunu biriyle lise mezunu biri arasındaki ömür
farkı neredeyse on yıla ulaşıyor. Bu tablo yalnızca Amerika'ya özgü değil.
Gelişmiş dünyanın genelinde yaşam beklentisindeki büyüme uzun süredir
yavaşlıyor. Bir zamanlar bebek ölümlerinin azalmasıyla gelen o büyük ömür
kazançları artık geride kaldı ve uzmanlar, 1939'dan sonra doğan hiçbir neslin
ortalama olarak yüz yaşına ulaşmasını beklemiyor” diyor.
BEKLENTİLERİ GERİYE ÇEVİRMEK MÜMKÜN!
Araştırma
kapsamında dikkat çeken sonuçlardan biri de yaşam beklentisini etkileyen
faktörlerin önemli bir bölümünün aslında değiştirilebilir olması. Örneğin;
aşırı işlenmiş gıdaların azaltılması, düzenli fiziksel aktivite yapıyor olmak,
kaliteli uyku uyumak, ruh sağlığını korumak ve güçlü sosyal ilişkileri
destekleyebilmek… Tüm bu faktörler günlük yaşamda hem bireyin kendi tercihleri
ile şekillenebiliyor hem de sadece yaşam kalitesini değil, yaşam süresini de
doğrudan etkilediği bilimsel olarak kanıtlanmış maddelerden oluşuyor.
ÇOCUKLARIMIZIN BİZDEN DAHA UZUN VE DAHA SAĞLIKLI YAŞAMASI
SEÇİMLERİMİZDE GİZLİ
Yaşam
beklentisinin yalnızca tıbbın değil, nasıl yaşadığımızın da bir aynası olduğunu
ifade eden Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr.
Erkan Sarıyıldız, "Sağlıklı yaşlanmak bireysel tercihlerle
başlar ancak toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir konudur. Bu gidişat
kaçınılmaz bir kader değil. Ne yediğimiz, nasıl hareket ettiğimiz, uykumuza,
ruh sağlığımıza ve birbirimize ne kadar özen gösterdiğimiz geleceğimizi
belirleyecek. Çocuklarımızın bizden daha uzun ve daha sağlıklı yaşaması hâlâ
mümkün. Bunun için bu bilimsel uyarıları bugünden dikkate almamız
gerekiyor" diyor.