Geri dön
423 Görüntülenme
1 Haber
299 İşletme görüntülenme
Türkiye, itibarı ölçmenin objektif yöntemiyle tanıştı
MediaCat ve Veri Enstitüsü iş birliğiyle ilk kez düzenlenen
Gryphus Summit, iş dünyasının yanı sıra sanat, spor, tıp ve ekonomi
alanlarından isimleri bir araya getirdi. Günün sonunda 10 sektörün en itibarlı
markaları, 6.400 kişiyle yapılan Gryphus İtibar Araştırması’nın sonuçlarıyla
açıklandı.
MediaCat ve Veri Enstitüsü iş birliğiyle ilk kez düzenlenen
Gryphus Summit, 24 Eylül’de Hilton Istanbul Bosphorus’ta gerçekleşti. Zirvenin
merkezinde, Türkiye'de kurumsal itibarı bağımsız ve veri temelli bir yöntemle
ölçmek üzere tasarlanan Gryphus İtibar Araştırması vardı. Gün boyunca itibar
kavramı yalnızca iş dünyası üzerinden değil; sinema, spor, hekimlik ve ekonomi
alanlarından isimlerin katılımıyla ele alındı. Yapımcı Zeynep Atakan, yönetmen
Zeynep Günay, teknik direktör Şenol Güneş, ultra maraton yüzücüsü Aysu
Türkoğlu, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış ve ekonomist Mahfi
Eğilmez, kendi alanlarında itibarın nasıl kurulduğunu ve nasıl kaybedildiğini
anlattı.
Zirvenin
ayırt edici yanı, tanıtılan araştırmanın yöntemiydi. Türkiye’deki benzer
çalışmalarda değerlendirilecek markalar genellikle bir jüri, bir editör ya da
bir araştırmacı tarafından belirlenirken, Gryphus İtibar Araştırması’nda 10
kategorinin kırk finalisti de kazananları da doğrudan toplumun yanıtlarından
çıktı.
Araştırma
iki turda, Türkiye genelinde 18 yaş üstü toplam 6.400 katılımcıyla yürütüldü.
İlk turda katılımcılara hiçbir marka listesi verilmedi; yalnızca kategori
söylendi ve o kategoride en itibarlı bulunan marka soruldu. Kırk finalistin
tamamı bu yanıtlardan oluştu. İkinci turda, birinci turdan bağımsız bir
katılımcı grubu bu markaları güven, saygı, kalite ve sosyal sorumluluk
boyutlarında puanladı. Her ödül, markanın kendi sektörü içindeki sıralamasından
belirlendi ve kategoriler arasında bir karşılaştırma yapılmadı.
Günü
açan Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır, "Türkiye'de İtibarın Zihin
Haritası" başlıklı sunumunda Türkiye'de uzun yıllar geçerli olan itibar
anlayışının köklü bir zihinsel dönüşüm geçirdiğini anlattı. Makam, büyüklük,
servet ve yüksek görünürlük gibi göstergelerin tek başına saygınlık üretmeye
yetmediğine dikkat çeken Ağırdır, "Mesele yalnızca hangi kurumların
itibarlı olduğu değil, bugünün Türkiye insanının neye itibar ettiğini ve
itibarın ne anlama geldiğini yeniden anlamaktır" dedi.
Yeni
itibar modelinin iki ayağını şahsiyet ve marifet olarak tanımlayan Ağırdır,
yetkinliğin ve performansın temsil ettiği marifetin, karakter ve etik ilkelere
dayanan şahsiyetten bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti: "Şahsiyet
marifetin yerine geçemez; ancak marifet de şahsiyet eksikliğini sonsuza kadar
kapatamaz. Gerçek itibar, iyi şeyler yapmak kadar iyi şeyleri iyi bir biçimde
yapabilmek ve bu ikisi arasında ahenk yakalayabilmektir."
Ağırdır,
itibarlı olmanın hiç hata yapmamak anlamına gelmediğini, asıl sınavın hatanın
ardından sergilenen tutumda verildiğini vurguladı. Her sektör ve role göre
biçimlenen bir toplumsal itibar sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla tek bir sabit
reçete bulunmadığını söyleyen Ağırdır, bir bankaya paranın, gıda üreticisine
sağlığın, akademisyene ise hakikatin emanet edildiğini hatırlattı. Sunumunu
kurumlara bir soru değişikliği önerisiyle tamamladı: "İnsanlar benim
hakkımda ne düşünüyor" yerine "insanların bana güvenmesini hak edecek
ne yapıyorum".
MediaCat
Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan, sunumunda araştırmanın yöntemine ve beş
bulgusuna odaklandı. Borges'in Bilimde Kusursuzluk Üzerine öyküsünden yola
çıkarak kapsamı büyütmek yerine çözünürlüğü artırmayı hedeflediklerini belirten
Özkan, 10 sektörün tek bir ölçütle seçildiğini söyledi: toplumun tamamının
hakkında gerçekten bir kanaati olduğu alanlar.
Özkan'ın
paylaştığı beş bulgu, sektörlerin markalarla birlikte yükselip birlikte
gerilediği, güven ile kalitenin aynı şey olmadığı, sosyal sorumluluğun
ayrıştırıcı bir güç olmaktan çok kriz anlarında dayanıklılık sağladığı,
toplumun farklı sektörlere farklı türde krediler açtığı ve ortalama puanın
itibardaki bölünmeyi gizlediği yönündeydi. Aynı kategorideki markaların
birbirine sanıldığından çok daha yakın durduğunu, dört kategoride sonuncu
sırada kalan markanın başka kategorilerin liderlerinden daha yüksek not
aldığını aktaran Özkan, Türkiye'de itibarın yaş ve cinsiyetten çok eğitim ve
yaşam tarzı hattı boyunca bölündüğünü belirtti. Mercedes-Benz, Migros, Orzax ve
Turkcell'in baktıkları bütün alt gruplarda kendi kategorilerinde birinci
çıkarak bölünmemiş bir itibara sahip olduğunu vurguladı.
Özkan
sunumunu şu sözlerle tamamladı: "İtibar, sakin zamanlarda sizi
rakibinizden ayırmıyor olabilir; ama kriz geldiğinde toplumun size ne kadar
süre ve ne kadar kredi tanıyacağını o belirler. İtibar, iyi günlerde kazanılan
ve kötü günlerde harcanan bir dayanıklılık kalemi, bir tür sigorta
poliçesi."
"İz
Bırakan Hikâyeler Nasıl Kurulur?" oturumunda yapımcı Zeynep Atakan ile
yönetmen Zeynep Günay, yaratıcı işlerde itibarın görünmez bağlarla kurulduğunu
konuştu. Oyuncu, yapımcı ve izleyici arasındaki güven zincirinin projeyi
doğrudan şekillendirdiğine dikkat çeken Atakan, mesleki yetkinlikten önce
setteki güven ortamının belirleyici olduğunu söyledi. Geçici popülerlik yerine
zamansızlığı hedeflediğini belirten Günay ise bir projenin hafızada kalabilmesi
için hikâyedeki hakikate ulaşmak gerektiğini, kusursuzluk baskısı yerine
kendine ve seyirciye dürüst kalmayı seçtiğini aktardı.
"İtibarın
Liderleri: Değer, Sistem ve Gayret" oturumunda Orzax CEO'su Yunus Emre
Alimoğlu ile Allianz Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu
Üyesi Emrah Gökmen, Bekir Ağırdır'ın moderatörlüğünde araştırmanın dört
boyutunu şirketlerin gündelik kararlarına indirdi. Kaliteyi beyan edip analizle
kanıtlayabileceğinizi, güven için böyle bir belge sunma imkânının bulunmadığını
söyleyen Alimoğlu, güveni tüketicinin açtığı bir krediye benzetti ve
tüketicinin aynı ürüne ikinci, üçüncü kez dönmesini itibarın en somut
göstergesi olarak tanımladı. Sigortada satılan şeyin bir taahhüt olduğunu
hatırlatan Gökmen ise sektörde ayrıştırıcı olanın finansal büyüklük değil, otuz
yıl sonra da sigortalının yanında olabilecek bir sözleşmeyi bugünden
tasarlayabilme gücü olduğunu belirtti.
İtibar
yönetimine bütçe yazılıp yazılamayacağı sorusuna iki yönetici de benzer yanıt
verdi. Mesleği aktüerlik olan Gökmen böyle bir hesabın yapay kalacağını, asıl
ayrımın kısa vadede kazandıracak bir karara hayır diyebilen kültürün üst
yönetimden çağrı merkezine kadar herkese işlemiş olmasında olduğunu söyledi.
Alimoğlu ise şöyle dedi: "Biz itibarlı olmak için hiçbir şey yapmadık. Her
zaman işimizi en üst düzeyde nasıl yapabiliriz diye hareket ettik. Sanırım bu
bakış açısı toplumda bir farkındalık oluşturdu."
Spor
yöneticisi Ahmet Gülüm'ün yönettiği "Skor Unutulur, İtibar Kalır"
oturumunda teknik direktör Şenol Güneş ile ultra maraton yüzücüsü Aysu Türkoğlu
bir kariyeri kalıcı kılan şeyi konuştu. Kurumların itibarından önce insanın
itibarına bakmak gerektiğini söyleyen Güneş, sporcunun kulüp ve ülke
değiştirebileceğini, başarıyla isim, şöhret ve makam kazanabileceğini, ancak
itibarın her koşulda yanında kaldığını vurguladı. Hesap kitabın olduğu yerde
itibardan söz edilemeyeceğini belirten Güneş, itibarı "dürüst olmak,
sözünü tutmak, saygılı ve samimi olmak" sözleriyle tarif etti. Okyanus
Yedilisi parkurlarının çoğunu tamamlayan Türkoğlu ise itibarı ilk yarışındaki
alçakgönüllülükle hâlâ aynı yerde durabilmek olarak tanımladı; pandemi
döneminde çatıda kurulan üç metrelik bir havuzda çalıştığını, ardından vize
çıkmadığı için sezonu kaybedip sıfırdan başladığını anlattı.
"Hata
Payı Yok: Bilginin Ustalığa, Ustalığın Güvene Dönüştüğü Yer" oturumunda
Kapital Medya Chief Content Officer'ı Alev Kaynak, İstanbul Tabip Odası Başkanı
Prof. Dr. Talat Kırış'ı ağırladı. Cerrahinin el becerisinden çok bir karar
verme sanatı olduğunu ve kriz anlarında soğukkanlılığın hayati önem taşıdığını
söyleyen Kırış, sağlıkta performansa dayalı niceliksel anlayışın mesleğin
niteliğini zedelediğine dikkat çekti. Teknolojinin hekim denetiminde bir
kaldıraç olarak kullanılması gerektiğini, güç ve yetki sahibi her profesyonel
için otokontrol ile tevazunun temel kılavuz olduğunu belirtti. Kırış'a göre
gerçek güven ancak sahicilik, sorumluluk ve insan hayatına duyulan derin
saygıyla inşa ediliyor.
Günün
son oturumunda ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye'nin ekonomik sorunlarının
temelinde yalnızca finansal dinamiklerin değil, siyasal ve sosyal aksaklıkların
da yattığını vurguladı. Güven ve itibarın ekonomideki en kritik sermaye
olduğunu belirten Eğilmez, altyapı ve hukuk güvenliği sağlanmadan yalnızca faiz
artışlarıyla enflasyonun düşürülemeyeceğini söyledi. Piyasadaki durumu
skinflation, shrinkflation ve greedflation kavramlarının birleşimi olan
"multiflasyon" olarak tanımlayan Eğilmez, veri açıklayan kurumların
tam mali ve idari bağımsızlığa kavuşturulmasının şart olduğunu vurguladı.
Gün,
Gryphus İtibar Ödülleri töreniyle tamamlandı. On kategorinin her biri kendi
rekabet alanı içinde değerlendirildi ve ödüller, sektöründe en yüksek itibar
puanına ulaşan markalara verildi.
Akaryakıt:
Shell
Bankacılık: Türkiye İş Bankası
E-Ticaret: Trendyol
Gıda Takviyesi: Orzax
GSM: Turkcell
Holding: Koç Holding
Kargo: Yurtiçi Kargo
Market: Migros
Otomotiv: Mercedes-Benz
Sigortacılık: Allianz Sigorta
Gryphus
İtibar Araştırması hakkında
MediaCat ve Veri Enstitüsü iş birliğiyle, iki dalga halinde, Türkiye
genelinde 18 yaş üstü 6.400 kişiyle yürütüldü ve 10 sektör kapsandı.
Finalistler birinci turda açık uçlu yanıtlardan belirlendi; ikinci turda ayrı
bir katılımcı grubu markaları güven, saygı, kalite ve sosyal sorumluluk
boyutlarında puanladı. İtibar Puanı, birinci tur sonucunun yüzde 30, dört
boyutlu değerlendirmenin yüzde 70 ağırlığıyla hesaplandı. Kategori puanları
birbiriyle karşılaştırılmaz
Sizlere daha iyi hizmet sunulabilmek için site çerezleri kullanmaktayız. Çerezler hakkında detaylı bilgi için Gizlilik ve Kişisel Verilerin Korunması metnini inceleyebilirsiniz. Kapat X