Geri dön
334 Görüntülenme
1 Haber
123 İşletme görüntülenme
Finans, enerji, haberleşme
ve kamu hizmetlerinde bulut seçimi, kritik operasyonların kriz anında
sürdürülebilmesini doğrudan etkiliyor. Altyapıların normal koşullardaki
performansıyla birlikte kesinti senaryolarındaki dayanıklılığının da sınanması
gerektiğini vurgulayan DT Cloud CCO’su Orkan Aytulun, “Kurumlar, bağlantıya
veya yönetim sistemlerine erişim kesildiğinde hangi hizmetleri ne kadar süre
sürdürebileceklerini, nasıl müdahale edeceklerini ve operasyonu ne kadar sürede
toparlayabileceklerini bulut seçimi aşamasında bilmeli” diyor.
Dijital hizmet
kesintileri, günlük hayatta tamamlanamayan ödemelerden enerji tesislerinde
operasyon verilerine erişilememesine veya kamu hizmetlerinde aksayan
başvurulara kadar çeşitli aksaklıklara yol açabiliyor. Kritik altyapılarda
yaşanan bir aksama, hizmeti sunan kurumla birlikte ona bağlı işletmeleri ve
vatandaşları da etkiliyor. Bulut altyapısı seçiminde verilen kararlar,
kurumların kriz anında hizmet sunmaya devam edip edemeyeceğini doğrudan
etkiliyor.
Dijital
Türkiye’nin Yerli Bulutu DT Cloud, kritik altyapılar için bulut altyapıları
değerlendirilirken hizmetin olağan işleyişinin yanı sıra bağlantı, veri merkezi
ve yönetim katmanı kaybı gibi senaryoların da hesaba katılması gerektiğine
dikkat çekiyor. Kurumlar, hangi işlevlerin çalışmayı sürdüreceğini, müdahale
yetkisinin kimde olacağını ve hizmetin ne kadar sürede toparlanabileceğini
seçim aşamasında somutlaştırmalı. Kurumlar ancak bu şekilde süreklilik
ihtiyaçlarına uygun bulut mimarilerine sahip olabilir.
Kritik hizmetler
işleten bir kurumun bütün uygulamaları aynı kesinti toleransına sahip değil.
Anlık işlem yürüten bir sistemle geçmiş veriler üzerinden rapor hazırlayan bir
uygulama farklı süreklilik koşulları gerektiriyor. Hangi hizmetin durmasının ne
sonuç doğuracağı, ne kadar sürede yeniden devreye alınması gerektiği ve kabul
edilebilir veri kaybı altyapı seçiminin başlangıç noktasını oluşturuyor.
DT Cloud CCO’su Orkan Aytulun, bu ayrımın önemini şöyle açıklıyor: “Bulut altyapısı seçerken
önce kurumun hangi hizmetlerinin duramayacağını belirlemeliyiz. Hangi
işlevlerin sınırlı kapasiteyle sürdürülebileceği, hangilerinin geçici olarak
bekleyebileceği de aynı açıklıkla tanımlanmalı. Bu kararlar verilmeden satın
alınan kapasitenin kriz anındaki ihtiyacı karşılayacağı varsayılamaz. Kurumlar,
bağlantıya veya yönetim sistemlerine erişim kesildiğinde hangi hizmetleri ne
kadar süre sürdürebileceklerini, nasıl müdahale edeceklerini ve operasyonu ne
kadar sürede toparlayabileceklerini bulut seçimi aşamasında bilmeli.”
Bu
değerlendirme, genel bulut, kuruma özel bulut ve sınır bilişim (edge)
çözümlerinin birlikte kullanılmasına zemin hazırlıyor. Edge, çok şubeli veya
farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren kurumlarda veriyi kaynağına yakın
işleyerek gecikmeyi azaltıyor; uygun mimariyle bağlantı kesintilerinde kritik
yerel işlevlerin sürdürülmesine katkı sağlıyor. Egemenlik gereksinimleri de bu
ortamların yönetim yetkisi, hukuki çerçevesi ve dış bağımlılıkları üzerinden
ele alınıyor.
Süreklilik
değerlendirmesinde fiziksel altyapının yanında onu yöneten servislerin de
incelenmesi gerekiyor. Sunucular çalışmayı sürdürürken kimlik servislerine veya
kontrol düzlemine erişimin kaybedilmesi, kurumun kritik müdahalelerini
sınırlayabiliyor. Mevcut uygulamaların çalışması; ihtiyaç halinde kapasitenin
artırılabileceği, yeni kaynak oluşturulabileceği veya erişim yetkilerinin
değiştirilebileceği anlamına gelmiyor.
Bu nedenle
sağlayıcının dış bağlantısı ya da bağlı olduğu merkezi hizmetler
kullanılamadığında hangi yönetim işlevlerinin sürdürülebildiği açıkça
tanımlanmalı. Güvenlik politikalarının uygulanması ve arızalı bileşenlerin
yeniden devreye alınması gibi işlemler de bu kapsamda değerlendirilmeli.
Müdahaleyi gerçekleştirecek ekiplerin nerede bulunduğu, hangi yetkilere sahip
olduğu ve sorumluluğun kurumla sağlayıcı arasında nasıl paylaşıldığı da teknik
mimari kadar önem taşıyor.
Verilerin
yedeklenmesi, bir hizmetin hedeflenen sürede yeniden çalıştırılabileceğini tek
başına garanti edemez. Uygulamaların, verilerin, erişim yetkilerinin ve
bağlantıların birlikte devreye alınabildiği kurtarma senaryoları düzenli olarak
test edilmeli. Bu testler, hizmetin hangi kapasiteyle ve ne kadar sürede geri
döndüğünü ortaya koymalı. Veri merkezi kaybı ile yönetim katmanına erişimin
kesilmesi farklı hazırlıklar gerektirdiğinden, tek bir kurtarma senaryosuyla
yetinilmemeli.
Kurumun
gerektiğinde sağlayıcı değiştirebilmesi de bulut seçiminin önemli ölçütleri
arasında yer alıyor. Veriyi dışarı aktarma imkanına, uygulamaları başka bir
ortamda çalıştırabilme kabiliyeti eşlik etmeli. Geçiş için gereken teknik
uyarlamalar, süre, maliyet, lisans koşulları ve uzmanlık ihtiyacı önceden
değerlendirilmeli. Böylece kurum, teknoloji tercihlerini değiştirmek
istediğinde sahip olduğu hareket alanını görebiliyor.
Bu hazırlığın
denetlenebilir olması için uygulama verisinin yanı sıra yedeklerin, sistem
kayıtlarının, meta verilerin ve şifreleme anahtarlarının nerede bulunduğu da
bilinmeli. Erişim yetkileri, sağlayıcının tabi olduğu hukuki çerçeve ve
kullandığı kritik alt hizmetler değerlendirmeye dahil edilmeli. Mimariyle
birlikte sözleşmelerdeki sorumlulukların ve hizmet taahhütlerinin incelenmesi,
olası boşlukların hizmet başlamadan görülmesini sağlıyor.
DT Cloud,
Türkiye’nin dört stratejik bölgesindeki veri merkezlerini yerli kontrol düzlemi
ve ülke içindeki operasyon kabiliyetiyle bir araya getiriyor. Over-Cloud
yönetim katmanındaki yerli kontrol düzlemi, platformun yerel olarak
yönetilmesini ve gerektiğinde müdahale edilmesini sağlıyor. Under-Cloud altyapı
ara katmanı ise farklı üretici ve teknolojilerin ortak bir platform üzerinden
yönetilmesine imkan vererek kurumların teknoloji bağımlılığını azaltıyor.
Şirketin edge
çözümleri, yedekleme ve Felaket Kurtarma Merkezi (FKM) hizmetleriyle birlikte
ele alınarak şube ve sahalardaki yerel işleyişten merkezi sistemlerin
toparlanmasına uzanan süreklilik planlarını destekliyor. Merkezi sistem kayıtları ve
izleme araçları ise farklı lokasyonlardaki operasyonların görünürlüğünü ve
denetlenebilirliğini güçlendiriyor.
Kritik
hizmetlerin sürekliliğinin kurumla sağlayıcının ortak hazırlığına dayandığını
vurgulayan Aytulun,
“DT Cloud olarak yerli kontrol düzlemimizi, yerel operasyon kabiliyetimizi ve
farklı teknolojilerle çalışabilen mimarimizi kurumların karar ve müdahale
yetkisini korumak için bir araya getiriyoruz. GPU tarafında en yoğun talebi
yapay zeka projelerinden alıyoruz. Mevcut GPU kapasitemizle, büyük dil
modelleri (LLM) dahil yapay zeka uygulamaları için müşterilerimizin ihtiyaç
duyduğu yüksek işlem gücünü sağlıyoruz.” diyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunulabilmek için site çerezleri kullanmaktayız. Çerezler hakkında detaylı bilgi için Gizlilik ve Kişisel Verilerin Korunması metnini inceleyebilirsiniz. Kapat X